Tag Archives: şehir ve bellek

#03 – FENER BALAT’I DUYDUN MU?

[ENG]

“Bir kent, ister büyük olsun ister küçük, içindeki evlerin, anıtların, sokakların toplamından çok başka bir şeydir; tıpkı bunun gibi sadece bir ekonomi, ticaret, endüstri merkezi de değidir. Toplumsal ilişkilerin mekânsal izdüşümü olarak kent, dünyevi olanı kutsal olandan, çalışmayı eğlenceden, kamuya ait olanı özel olandan, erkekleri kadınlardan, aileyi ona yabancı olan herşeyden ayıran sınır çizgileri ağının kendi içinde kesiştiği, aynı zamanda da onun yapısını oluşturduğu bir mekân görünümüyle karşımıza çıkar. Bu niteliği ile de, mükemmel bir şifre anahtarı sağlar bize.”  –  Maurice Aymard

Belli bir kimlik altında toplanmayan mağdurlarıyla Sulukule’deki kadar yankı uyandırmasa da İstanbul suriçinde Fener, Balat, Ayvansaray semtlerindeki kentsel dönüşüm çalışmaları sessizce devam etmekte. Dönüşüm sürecinden hareketle kent üzerine yapılan tartışmalarda çokça bahsi geçen “doku” kavramının ne olduğu üzerine fikir yürütmeye çalışan Fener Balat’ı Duydun mu?, yeniden inşa etmek için yıkma düşüncesinden, modern şehir mekânı düşüncesine ulaşan bir sürecin sonucunda ortaya çıkmış bir belgesel çalışma oldu.

Lefebvre’e göndermeyle “görsel” olanın gölgesinden kurtularak “görme”yi, “duyma”yla tetiklemeye çalışan filmde, şehir mekânı, onun kolektif ve bireysel kullanım pratiğinin ışığında kavranmaya çalışıldı. İlk keşif gezilerinde karşılaştığım seslerle şekillenmeye başlayan fikir, çekimler devam ettikçe ortaya çıkan açmazların adım adım çözümlenmesiyle geliştiği kadar ancak mekânla tarihsel bir bağlantı kurabildikten sonra içerik kazandı, somutlaştı. Bu bağlantı, mahallenin Rumlar’dan arındırılmasından göç olgusuna, kadının toplum içindeki emeği ve yerinden, özgürlük algısının değişkenliğine, şehir ve modern hayat ilişkisine kadar uzanan konulara değinerek yakın tarihin konsensusuyla ilgili ipuçları veren ve hayatımızı yeniden üretmemizde önemli faaliyetleri kapsamakla birlikte özel alanda görünmez kılınanın dile geldiği söyleşide temel buldu.

İzleri gittikçe silikleşen zamanı mekâna geri kazandırma çabasıyla Haliç’in karşı kıyısında açılan objektif, izleyiciyi aşamalı olarak mahalleye taşırken birbirinden ayrılmış mekânların sosyal özelliklerine odaklanıyor. Mahallenin şehirle bağlantısının kurulduğu yollardan, esnaf ve sosyalleşme alanı olarak çarşıdan geçtikten sonra varılan meskûn alan, 50′li yıllarda Karadeniz’den İstanbul’a evlenme dolayısıyla göçmüş bir kadının gündelik hayatından aktardıklarıyla keşfediliyor.

[yorumlar]

SÖYLEŞİDEN KESİTLER

 ”Sanat yapıtı, kuşkusuz sonuca ulaşmaya çalışır, ama yöntemlerinin bütün inceliğini yönelttiği nokta süreçtir.”   –  Film Duyumu, Sergey M. Eisenstein

 

Posted in Video | Tagged | Leave a comment

#02 – EMEK’E SAHİP ÇIK

24-05-2010

Bir zamanların Grande Rue de Pera’sı İstiklal Caddesi ve Beyoğlu, Osmanlı’dan beri Batı’yı temsil etmiş olmakla birlikte bir kuşağın, İstanbul’un entelijansiyasıyla olduğu kadar marjinalleştirilmiş ve yoksul kesimleriyle, yerli yabancı göçmenleriyle kısaca Tarlabaşı Bulvarının sınır oluşturmasına rağmen şehrin en heterojen nüfusuyla iletişim kurabildiği ve karşılıklı olarak beslenebildiği ölçüde kültürel dinamiği yoğun mekânlardan.

Tarlabaşı’ndaki kentsel dönüşüm uygulamalarının bir uzantısı olarak Emek Sineması, Yeni Rüya Sineması ve İnci Pastanesi’nin yer aldığı Cercle d’Orient binasının dönüştürülme çalışmaları, İstanbul’un çeşitli bölgelerinde uygulanan kentsel dönüşüm mağdurlarından farklı bir kitleyi sokağa dökmesi açısından sanırım bir ilki oluşturdu.

İstanbul’da, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı etkinlikleriyle yetişen bir kuşaktan bahsetmenin mümkün olduğu ölçüde, sanatçı, öğrenci, akademisyen, çoğunluğu Festival takipçilerinden oluşan kültürel sermaye sahibi bir kitlenin, Film Festivali’ne ev sahipliği yapmış, Beyoğlu’nun en eski sinemalarından Emek’in yıkılmasına karşı olduğunu ifade etmek için sokağa çıkması birçok açıdan manidar olduğu kadar belki de İstiklal Caddesi’nin sessiz sedasız ama kararlı bir biçimde devam eden dönüşümünü görünür kılacak nitelikte.

Posted in Video | Tagged | Leave a comment

#01 – SULUKULE’Yİ GÖRDÜN MÜ?

15-12-2009

İstanbul´da kentsel rantların önem kazandığı 2000´li yıllar, ´çöküntü alanı´ olarak değerlendirilen mahallelerin, yenileştirilmesi ve soylulaştırılması politikalarının harekete geçtiği yıllardır.

Bu politikalardan etkilenen ilk mahalle Sulukule, İstanbul´un tarihi yarımadasında, kara surlarının yanında yer alır. Sulukule, dünyada bilinen ilk Roman yerleşimi olma özelliğini taşımaktadır. Mahallenin sosyo-ekonomik kalkınmasını sağlayan ‘eğlence evlerinin’ 90´lı yıllarda kapatılmasıyla burada yaşayan Romanlar fakirliğe teslim olur.

Yaklaşık bin yıllık geçmişiyle Roman yaşam kültürünün şekillendirdiği Sulukule için “Önce İnsan” sloganıyla başlayan Kentsel Yenileme Projesi kapsamında Aralık 2006´da “Acele Kamulaştırma Kararı” çıkar. Sulukule sakinlerine alternatif olarak 45 km. uzakta, Taşoluk beldesinde yer alan, taksitlerini ve giderlerini karşılayamadıkları TOKİ konutları sunulur.

Bugün, İstanbul´da mahalle hayatı geleneğinin yaşamış olduğu nadide mahallelerden Sulukule´den geriye kalanlar, yerli yabancı sanatçıların, akademisyenlerin, STK´ların, dünyaya seslerini duyurabilseler de ne Sulukule’nin ne de Romanların durumunda bir iyileştirme yapmaya yetmemiş çabaları, tezleri, şarkılarıdır.

Komşunuzla kalın!

Posted in Video | Tagged | Leave a comment
  • Şehir ve Bellek, yenileme alanı ilan edilmiş, kentsel dönüşüm kararı alınmış, dönüşüme uğramış mahalle ve semtler üzerinden görsel, işitsel, metinsel bir bellek haritası oluşturma girişimidir. Her coğrafyadan katkıya açıktır, katkıda bulunmak amacındadır.
  • The City and The Memory is an attempt to construct a memory map starting out from collecting audios, visuals and texts with an artistic aim about districts that have been transformed or are subjects to urban transformation. It is open to contribution from every geography and has the aim of contributing.